S.S.S.

Uzmanlığı bulunan yada bulunmayan  her insan , öncelikle kendi işine odaklanmakta sahip olduğu meslek ve yetkinlik üzerinden kazanç sağlamaya çalışmaktadır.Finansal piyasalar sizlere Alternatif kazanç imkanları sağlarken ,asıl işinizle elde edebileceğiniz kazanımlara daha hızlı ulaşmanızı sağlar.Finansal piyasaları takip eden kişilerin algıları ve farkındalıkları gelişmiştir. Çoğu kişi kriz kapımızı çalmadan kriz olacağından habersizdir,özellikle reel sektör krizi yada olumlu gelişmeleri en son hisseden kesimdir , Bu sebepten kendi işleri için bile gerekli tedbirleri almakta gecikirler.

İş adamlarının en büyük korkuları kur riskleridir. Kurdaki dalgalanma bütün emek karşılığı, karı alır götürür .Kurun hareketini bankacılar yada bu işten anladığını düşündüğü kişilere sorarak öğrenmeye çalışır ,oysa kur riskleri hadge edilebilir(korunabilir) ve sadece kendi işimize odaklanarak kar marjımızı arttırma yoluna gidebiliriz.
Finansal piyasaları bilmeyen insanlar genellikle kazanımlarını, Banka ,aracı kurum yada bağımsız uzmanlık aldıkları kişiler üzerinden değerlendirmeyi hedeflemektedirler; ancak sonuç her zaman umdukları gibi olmamaktadır.
en doğrusu konuyu doğru kanaldan öğrenip kendi geminizin kaptanı olmaktan geçmektedir.

Türkiye'de hisse senedi borsasının işleme başladığı yıl olan 1996  dan bu yana sürekli borsanın risklerinden söz edilir .Halbuki ülkemizde ve dünyada  borsalardan servet edinmiş ,şirket sahibi olmuş çokça varlıklı insan bulunmaktadır.Bu demek değildir ki borsalar risksiz yatırım araçlarıdır. Tıpkı hiç bilmediği halde ve bu konuda bilgi birikimi ve tecrübesi olmadığı halde kuyumcu,restoran veya herhangi bir işletme açıp çalıştıramayan insanlar olduğu gibi;borsalarda da başkalarının sözleriyle hareket eden ,kendisi bilgi edinmeden tecrübe kazanmadan ve birikim dışı  kendi ihtiyaçları için olan kaynaklarla bu piyasalara girenler bir takım kötü tecrübeler yaşamış olabilirler.Ancak borsaların temel bilgilerine sahip , belli bir zaman aralığına sahip ve ihtiyaç dışı parasıyla hareket edenlerin kaldıraçlı piyasalar dışındaki borsalarda para kaybetmesi neredeyse imkansızdır.Kaldıraçlı piyasalar ise daha ileri bilgi ve deneyim gerektirdiğinden yeni yatırımcılara bu deneyimi kazanana kadar çok düşük miktarlarla hareket etmelerini önermekteyiz.

Ülkemiz genel olarak bir KOBİ cennetidir,KOBİler esasen büyüyünce ,ciro ,işletme ve çalışan sayısı artınca kobi olmaktan çıkmazlar.İşletme büyüdükçe sorunlar artar ,karmaşıklaşır ve işin aslını aşan bazı sorunlu  konular ortaya çıkar.

Bazı kobiler ise kurumsallaşmayı antetli kağıtlar ve her konuyla ilgili kurallar koymak olarak algılar ,kobinin yumuşak ve esnek yapısının getirdiği avantajları kaybederler.
Esasen kurumsal kimlik ; çalışan bilinci ile ilgilidir,Kurum kültürüne sahip, yapacağı işle ilgili yetki ve sorumluluklarını  bilen çalışanlar işletmeyi büyütecek ve daha büyük hedeflere ulaştıracaktır.
Bu sebepten kurumsal danışmanlık işletmelerden çok , çalışanlar için gerekliliktir.

Şahıs şirketleri olarak kurulan işletmeler ,kurucu baba hayatta iken fazla problem yaşamazlar,İşletme henüz büyümemiştir ve  operasyonel işlemleri  tek elden idare etmek mümkündür..

Evlatlar yetişip işletmeleri devir aldıklarında onursal başkan hayattadır ve kardeşler arasında çıkabilecek sorunlara tarafsız bir otorite olarak çözüm getirmektedir.
Kurucu başkan vefat ettikten ve işletmeye 3, jenerasyon adım attıktan sonra çok büyük problemler çıkmakta , yeterince büyümüş olan işletme, çıkar, mevki, makam ve adamcılık tartışmalarıyla sarsılmaktadır .
Genellikle profesyonelleşme ve kurumsallaşma bir dış etken olmadan  yani isteğe bağlı olarak düşünüldüğünde ötelenmekte, ihmal edilmektedir.
3. nesil yöneticilerin eline geçen işletmelerimizin yüzde altmışı ya tasfiye edilerek ekonomik hayata veda etmekte yada uluslararası bir işletmenin Türkiye şubesi olmaktadır. 
Çok büyük güçlüklerle var ettiğimiz işletmeler kişisel kaprisler ve geçimsizliklere kurban edilemeyecek kadar ülkemiz ve insanlarımızın geleceği açısından önemlidir .
Ayrıca kurucularına sorma imkanı olsa hiç kimse işletmesinin bir iki nesil sonra batırılmasını veya satılmasını arzu etmez .Halka arz yoluyla kurumsal bir yapıya kavuşan  şeffaflık ve profesyonellikle yönetilen bir işletmenin  varislerinin de orta uzun vadede bu işten karlı çıkacakları çok açıktır.

Bize en çok sorulan sorulardan biridir; Halka arz masrafları ve sonrasındaki çalışmalarla ilgili tedirginlikler.Öncelikle şunu söylemek isterim daha önceden hazırlık yapılma durumuna göre halka arz maliyeti , halka arzdan sağlanacak gelirin % 2,5 ile % 5  arasında bir rakam tutmaktadır .

Ve bu rakam toplam kazanımlar için ödenecek küçük bir bedeldir. kurumsallaşma , şeffaflık ,reklam ve bilinirlik vs. halka arz marka olma sürecinin önemli bir adımı olacaktır.
ABD de işletmeler kurulup ikinci vitese attıkları andan itibaren halka arz için sıraya girmektedirler ki en kısa zamanda 100 km çıkabilsinler ,Bizde ise durum farklı küçük olsun benim olsun, zorla kazandık riske etmeyelim anlayışı halka arz konusunda patronları yavaşlatmaktadır.Ancak işletmenin orta gelecekte tıkanacağını piyasadan borçlanamayacağını gören işletme sahipleri halka arza sıcak bakmaya başlarlar.
Ucuz para ,aleniyet ,profesyonellik ,kurumsallaşma ,reklam bütün bunları elimizin tersiyle bir kenara atmamak için zihinsel dönüşümümüzü mutlaka tamamlamalıyız.