Bizden Haberler

HER ARZ KENDİ TALEBİNİ YARATIR(MI?)

25.12.2017

Liberal sistemin fikir babaları,  insanın rekabet gücünü ve hırslarını kullanarak kalkınmanın  sağlıklı ilerleyebileceğini, üretim ve tüketim dengesinin Pazar ekonomisi şartlarında sağlanabileceğini öngörmüşlerdi.

Bu bağlamda bakıldığında kontrollü, devletçi ve içe kapalı ekonomilere nazaran doğru bir teşhis olduğu düşünülebilir. Ancak insan hırslarının bir sınırının olmadığı, Tüketim arzusundan geri adım atmayan insanoğlunun, çalışma ve üretme noktasında kapasitesinin sınırlı olduğu apaçık görüldü.

İnsanı çalışmaya iten sosyal ekonomik tüm faktörlerin devreye sokulması insanın kapasitesini laboratuvar faresinin üzerinde koştuğu çember kadar arttırabildi.

İnsan çalıştırmadaki sıkıntıları çözmek isteyen sanayici çareyi hastalanmaz, izin istemez, maaş istemez makinalarda buldu. Sonuç olarak ise insan için ürettiği malları işten attığı insanların almasını bekledi.

İnsanlar ise çalışmaktan daha karlı ve zahmetsiz olarak gördükleri spekülatif değişkenler üzerindeki ticareti gelir kapısı olarak görmeye başladılar. Bu alanda faaliyet gösteren kuruluşların müşteri bulma ve prim alma kaygıları, finansal piyasalar, emtialar ve alınıp satılan tüm mal ve hizmetler üzerinde arz ve talepten  farklı olmak üzere spekülatif balonlar meydana getirdi . En son ABD’de 2008 de yaşanan  konut balonu , türev piyasalarda başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan ve Lehman’ın batmasıyla üzerine mum dikilen krize yol açtı.

İnsanların, tüketme ve sahip olma güdüleri sonsuz olsa da ; Guinnesse göre insan oğlu sadece 560 kilo olabiliyor 1 ton bile değil, Dünyanın en munis, hırssız yaratıklarından fil ise en küçüğü 3000 kilo, demek ki  insanın Üretiminin bir sınırı olduğu gibi tüketiminin de bir sınırı var.

Teknolojinin bir sınırı yok belki ama insanların alım gücünün sınırı olduğu muhakkak ,bu sebepten sonsuz üretimi talep edecek kitleyi aynı çizgide büyütemediğinizde kriz kaçınılmaz olacaktır.

 Jean Baptiste Say tarıfından söylenmişti, "Her arz kendi talebini yaratır" sözü demode bir söz.Yeni dönemde kendine  yer bulamayacaktır. Arzın talep yaratabilmesi talebin tahrik edilmesiyle değil, talebi oluşturan etkenlerin gücüyle ortaya çıkması zorunludur. Aksi halde talep devamlı olamayacak her defasında kriz çıkış senaryoları daha büyük  kriz ve çöküş hikayesinin başı olarak fasit bir döngüye dönüşecektir.

Böyle olmasaydı ABD 2008 de uğradığı krizi 2018 yılı itibariyle geride bırakmayı umuyor olmazdı ,AVRO bölgesi ayda bastığı 60 milyar avro ile hala istediği büyüme ve enflasyon rakamlarına ulaşamadı .Çünkü talep tarafındaki, gelir düzeyi düşmüş yada güven konusunda birtakım endişeler  taşıyan insanlar, tüketim konusunda daha dikkatli ve seçici davranıyor .

Kapitalist dünyanın dizginlerini tutanlar için talebin arttırılması doğal yollarla olmayacaksa bilin ki şapkadan çıkaracakları daha sert ve keskin numaraları hala mevcut. Bu numaraları öğrenmek isteyenler Donald Trump’un ulusal güvenlik stratejisine bakabilirler.

Dolar 3,88 seviyesinin altında kaldığı sürece 3,78 seviyesine doğru hareketine devam edecektir, kendi iç dengelerimiz ve doların güçlü duruşuna bakılırsa çok büyük gevşeme beklemek için bir sebep bulunmuyor . ABD süren dava ve vize krizinin aşılamaması, ayrıca Trump’un güvenlik stratejisine bakılırsa 2018 bizim ile ABD arasındaki gerilimin süreceği bir yıl olacaktır. Avro’nun 2018 daha iyi bir duruş sergileme olasılığı var ancak, yılın son günlerini yaşadığımız bu günlerde  kapalı olacak dış  piyasalar nedeniyle büyük hareketler gözlenmeyecektir, bu seviyeye yakın fiyat aralığından yılı kapatacağını düşünüyorum.

Bist tarafı 110,000 seviyesinde stabil  hareketleryapıyor.  yılı 110,000 üzerinde kapanışla bitirmesi olası görünüyor, bu yükselişe bankaların yeterince katkı sağlamaması endeksin daha iyi fiyatlara hareket etmesini sınırlayan bir unsur, dava sonucu bankalara bir olumsuzluk yansımayacağı anlaşılırsa bankacılık endeksinin hareketlenmesi  mümkün .