Bizden Haberler

ASLINDA NE OLUYOR

14.08.2018

ABD 1929 buhranından sonra yaşadığı en büyük kriz 2008 krizi olmuştu. Lehman brothers adındaki yatırım bankasının iflasının ardından zirveye ulaşan krizin , daha pek çok yatırım ve ticaret bankasının batmasına yol açacağı korkusu ,ABD’yi bir dizi tedbirler almaya itti.

Bunlardan en önemlisi, konut kredileri(mortgage) üzerine yazılmış, bankaların ellerinde patlamasına ramak kalmış (çöp varlıklar)türev kontratlarının bankalardan alınarak karşılıklarının verilmesi, böylelikle bankaların batışının önüne geçilmesiydi.

Başarılı olundu, olunmasına bankalar batmadı . Bu dönemde bu çöp varlıkları bankalardan almak adına 2008-2014 yılları arasında ABD tam 3,9 trilyon dolar bastı. Bu basılan paralar bankaların çöp varlıklarından kurtulmasına yol açtığı gibi, bankalar eliyle yatırım yapılabilir ülkere kısa vadeli sıcak para olarak, borçlanma araçlarına (bono,tahvil) yada pay piyasalarına (hisse senetlerine girdi) bu piyasalara akan para buralarda sanal bir zenginlik , coşku  ve güven oluşturdu. Ne zamana kadar?

ABD kendi durumunu düzeltene kadar. ABD işlerin yoluna girmeye başladığını anladığında dolaşımdaki fazla paranın doların gücüne zarar vereceğini, orta uzun vadede aleyhine çalışacağını bildiğinden; Dolar basmayı yavaşlatıp, durdurdu ve hatta belli bir program dahilinde faizleri yukarı çekeceğini açıklayarak dünyaya dağılmış dolarları toplama kararlılığında olduğunu ilan etti.

Bu beklentiler sürecinde dolar endeksinin (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı karşısındaki değeri) arttığını gördük diğer ülke para birimleri karşısında da dolar değer kazanmaya başlamıştı. Ancak para basma süreci durup faiz artırım süreci başlayana kadar olan süreçte değer kaybeden ülke para birimlerinin pek çoğu kaybettikleri değerlerin bir kısmını geri kazandılar.

Fakat TL bu süreçte; iç sorunlarımız sebebiyle doların güçlenme süreçlerinde değer kaybederken, diğer paraların dolar karşısında değer kazandığı dönemlerde güçlenemedi.

Grafikte doların değer kaybettiği dönemlerde TL’nin değer kazanamadığı açıkça görünüyor.

Son olarak değerli bir hocamızın hikayesiyle bitirelim;

Hikâye şöyle: “Bir gezegen var. Burada 10 kişi yaşıyor. Yalnız bu on kişinin hepsi bir şeyler üretiyor. Biri toprakla uğraşıp, buğday, sebze meyve üretiyor. Diğeri makineleri var giysi üretiyor. Diğeri otomobil üretiyor. Diğeri mobilya, başkası gıda vb. Birisinin de bilgisayarı var, bir tuşuna basıp sadece kâğıt çıkarıyor. Bu kâğıdı, otomobil üretene veriyor, otomobil alıyor. Giysi üretene verip giysi, yiyecek üretene verip yiyecek alıyor. Daha sonra diyor ki, ‘siz bundan sonra birbirinizden alış verişi benim size verdiğim kâğıtla yapın. Sebze üreten benim verdiğim kâğıdı, giysi üretene verip giysi alsın. Giysi üreten o kâğıdı, otomobil üretene verip otomobil alsın’ diyor. Yaptığı iş ise sadece bilgisayarın tuşuna basıp kâğıt çıkarmak.

İşte dünyamızın gerçeği  ve öğrenilmiş çaresizliğimiz.