Bizden Haberler

SEÇİMLER VE GEÇİMLER

05.04.2019

Bu sütunda yazmaya başladığım ilk günden bu yana, sürekli anlatmaya çalıştığım husus ekonominin baş tacı bir iş olduğu ve bunun inkâr edilemez, ötelenemez bir mesele olduğudur. Esasen hükümetlerinin asli görevinin, yaptıkları tüm faaliyetler bir yana, Kur , faiz istikrarı, enflasyonun kontrol altında tutulması gibi konuların, bir kutsal kâse taşır gibi dökmeden kırmadan baş üstünde taşınması gerektiği bir kere daha ortaya çıktı.

Kur yükselsin nasıl olsa indiririz, ya da gelen gümbürtüyü duyduğu halde, daha uzakta biraz daha yaklaşsın tedbirimi alırım ihmalinin sonucu sandıklarda karşılığını buldu.

Esasen Türk milletinin feraseti bu tablonun çok daha içinden çıkılmaz bir hale gelmesini önledi. Kriz her ne tarafa oy vermiş olursa olsun tüm kesimlerin can acıtıcı yarası olarak ortada duruyor. Ancak sert bir ihtar almış olmasına rağmen ekonomi yönetimine de iyi kullanması kaydıyla bir avans verdiği anlaşılıyor.

2009 yerel seçimleri de bugüne benzer şartlarında yapılmıştı. 2008 Global krizinin,  ekonomimiz üzerinde ağırlığı hissedildiği bir dönemde yapılan seçimlerde; seçmen iktidar partisine ağır bir fatura çıkartmıştı. Faturanın büyüklüğü karşısında mesajı doğru alan ekonomi yönetimi 2013 başı itibariyle Kur, faiz, enflasyon, işsizlik ve diğer makro göstergelerde cumhuriyet tarihinin en iyi değerlerine ulaşılmıştı.

Dış konjonktür farklı olmakla birlikte Türkiye’nin bu olumsuz havayı tersine çevirebilecek dinamiklere sahip olduğuna olan inancım tamdır.

Çin ile ABD arasında süregelen ticaret görüşmelerinin olumlu bir noktaya geldiği anlaşılıyor. Eskisi gibi olmasa da yapılacak bir anlaşmanın Dünya ticaretinde maslahatın sürdürülebilmesine hizmet edeceği bellidir.

Fakat Tüm Dünya şunu çok iyi anladı ki ; hiç bir şey eskisi gibi olmayacak ,ABD askeri ve ticari acıdan eski kredibilitesini kaybetti , ve yeni ortaklar yeni pazarlar ve yeni kaynaklar bulmak kaçınılmaz olacaktır.

ABD’nin manipüle ettiği üretim ve tüketim alanlarında, at koşturmak artık, kolay olmayacak dolayısıyla Türkiye bu dönemde istikrarlı ve güvenilir bir ortak olarak kapısının çalınacağı bir ülke olarak karşılarına çıkacaktır.

Piyasalar seçim sonrasında yüksek volatilite ile kararsız bir tavır sergiliyor. Ticaret anlaşmasına bağlı olarak dalgalanan global piyasaların etkisinde görünüyor. Ancak son kur hareketinde borsa İstanbul 100 endeksinin uzun vadeli hareketli ortalamaları aşağı keserek, ivme kaybetmesi yükseliş hareketinin önündeki en büyük engel gibi görünüyor.

Swap işlemlerinde tokat yiyen TL manipülatörü yabancı bankalar, Hisse senedi ya da tahvil satarak cezayı yine yerli yatırımcıya kesmiş oldu. Borsada yabancı takası yüzde 66,16 dan 63,80 geriledi. Bu kadar çıkışın çok kısa sürede tekrar yeni alışlarla telefi edilmesi, bu kur ve faiz oranlarıyla zor görünüyor.

Ticaret görüşmelerinin tamamlanmasıyla dış borsalara paralel gelebilecek alışların, satışla karşılanması ihtimali olduğunu şimdiden belirtmekte yarar görüyorum. Ayrıca her yükselişte gelecek alımın, yabancı kalıcı fonlarla mı desteklendiği, yoksa kısa vadeli hareketlerin bir neticesi olarak mı oluştuğu takip edilecek diğer bir konu.

Kur tarafının yüksek kalmaya devam edeceğini düşünüyorum, iç talep bu denli yavaşlamışken hem ihraç ürünlerimizin dış rekabette avantajlı olması hem de ödemeler dengesi açısından ithal ürünlerin cazibesinin sınırlanması adına kur düzeyi uygun . Merkez bankasının faiz indirme ihtimalinin kalmadığı yada hazirandan önce öngörülmediğine göre bu faiz seviyesinde kurun ataklar haricinde kalıcı olarak yükselmesi önünde de  büyük engel olacaktır diye düşünüyorum.